6 Eylül 2010 Pazartesi

İstanbul


istanbul için yine başka bir şehri terketme zamanı

bakma ardına,
ardında bıraktıklarına
bıraktığın anılarına
yeniden bekliyoruz diye el sallayanlara

zamanında nefes almak için geldiğim bu şehirden artık nefes almak için kaçıyorum
nefesimi tutabildiğim kadar kaçabiliyorum, cumayı cumartesi bağlayan gecelerimde
bazen bir vapur güvertesinde sigaramı yakıyorum uzaklaşırken baktığım martıların renk kattığı istanbul siluetine,
kimi zaman bir otobüs penceresinden el sallıyorum, otobüs ardından koşan haftaiçi yorgunluklarıma
yeri geliyor gökyüzünde süzülürken yaslıyorum başımı cama ve kuş bakışı izliyorum ardımsıra gözümde küçülen istanbulumu
işte böyle zamanlarda başlıyorum verdiğim nefesin karşılığını almaya, kaçtığım şehrin diyetini vermeye

haftasonuna sığdırdığım kilometreler ile uzuyor geçmişim
her gittiğim şehirde bıraktığım bir yanım, diğer yanıma istanbulu anlatıyor
sonbaharda hüzün oluyor yağıyorum, yeri geliyor anlatırken ağlıyorum
baharda kır çiçeği oluyor içim içime sığmıyor açıyorum,
yazları ise genelde her haftasonu kaçıyorum

ama gittiğim her şehri yine istanbul için terkediyorum
kimi buna şehr-i aşk der, kimi korkaklık

gidilen yerlerden istanbula dönmek gönül borcu
kimine ödeyene kadar
kimine ölene kadar