20 Mart 2014 Perşembe

unutmanın laneti

Sararan bedenlerin solan vedasıdır hazan
Yaprak dökümü misali, her giden ömrüne eklenir de gider
Eskitilmiş hatıralara gebedir sonbahar
ve insan en çok bu zamanlarda büyür derler

Temasında bile hüzün vardır
Kuşlar bile göçer, sen kalırsın
Bazen bir çözüm, dayanacak güç ararsın
Alkol ile yıkayıp da temizleyemediğin anılara
Bazen de göçen değil, kalan kuşlar çözüm olur
Unutamayan o ayık kafalara


Mesela seni kızdıran kötü anlar gelirse aklına
İşte o an kargalar gelsin gözünün önüne
Anıların üzerine saldıran, simsiyah ve yüzlercesi
Böylece kork düşünmekten, uzaklaş hemen günümüze

Yada seni tebessüm ettirecek  güzel anılar gelirse aklına
Ki onlar anıların en tehlikelisidir
Yakalarlar seni en zayıf yerinden, anılarından, yaralarlar


İşte o an da kelebekleri düşün
düşlerin üzerine konan, ömrü tek gün olan, mavi benekli kelebekleri
yüzlercesi örtsün o güzellikleri, sarkamasın düşlerin ertesi güne

hatırlayacaksan kargaları hatırla, kelebekleri sev sen yine
onlar uçsun bir müddet senin gökyüzünde

ve unutma ki;
panzehri birinde saklı olan, iki kişilik bir hastalıktır hatırlamak

ve unutma ki;
yerine gelince de bir lanettir,
şimdi ayrı ama bir zamanlar aynı seven o gönüller için unutamamak...