Varlığında kelimeleri, yokluğunda kendini kaybeden
Yoruldum artık boşluğuna düşmekten, yoruldum boşuna düşünmekten
karanlıkta kürek çekip yol almaya çalışan yaşlı bir kayıkçı misali
yakamozun aydınlattığı derinlerde yol alıyor, yıllarımı veriyorum
bir zamanlar dudaklarınla beslediğim tutkularımın, kanatlanıp uzaklara gitmesini, pullanıp derinlere inmesini izliyorum
ve yokluğunla büyüyüp, bir kara delik gibi beni içine çeken bedenlere teslim oluyorum

bir dağ gölü kenarında, tutulduğum güneşimin simsiyah koyuluğunda
kaybolurcasına
gel diyememem bir kor alev yüreğimde acıtır beni, gelmemen bin kor, kanatır yüreğimi
açlığım tenine, tutulan dilekler dönmen için bana
bu yüzdendir konuşmamam,
susuyorum sana
ve bitirirken bu hikayeyi
gözlerden üç damla yaş düşer bu satırlara
biri ağlatana, biri ağlayana, biri de anlayana