3 Mayıs 2011 Salı

gözden düşen üç damla

Iki bahar arasında tutulmuş bir dilektir yaz ve ben de yazın gelmesini beklerken yazdıklarını yaşamayı dileyen  bir bahar çocuğuydum
Varlığında kelimeleri, yokluğunda kendini kaybeden

Yoruldum artık boşluğuna düşmekten, yoruldum boşuna düşünmekten

karanlıkta kürek çekip yol almaya çalışan yaşlı bir kayıkçı misali
yakamozun aydınlattığı derinlerde yol alıyor, yıllarımı veriyorum
bir zamanlar dudaklarınla beslediğim tutkularımın, kanatlanıp uzaklara gitmesini, pullanıp derinlere inmesini izliyorum
ve yokluğunla büyüyüp, bir kara delik gibi beni içine çeken bedenlere teslim oluyorum


kendimi uçurumdan atmaya çalışıyorsam rüyalarımda,
bir dağ gölü kenarında, tutulduğum güneşimin simsiyah koyuluğunda
kaybolurcasına

gel diyememem bir kor alev yüreğimde acıtır beni, gelmemen bin kor, kanatır yüreğimi



açlığım tenine, tutulan dilekler dönmen için bana
bu yüzdendir konuşmamam,
susuyorum sana

ve bitirirken bu hikayeyi
gözlerden üç damla yaş düşer bu satırlara
biri ağlatana, biri ağlayana, biri de anlayana