4 Nisan 2011 Pazartesi

gece gidenler

gündüzün nefretini taşıyan, karlara uzanmış, yatan beyaz bir ölümdü gece
gün kararıp döndüğünde, aynı sessizlikte dünden sıyrılan yaralı bedenlerin karla kaplı ama aşka kapalı  gönüllerini örtüyordu gözlerimizin önünde
nedeni sende saklı geçmişinle, çoğu insan gibi korkuyordun karanlıktan ve sevmiyordun geceleri,
biliyordun ki çirkinlikler gündüz görülüyor kötülükler ise gece yaşanıyordu bu hayatta
ve yine çok iyi biliyordun ki sadece gecenin cazibesi değildi temiz bedenleri kirleten,
gölge tadında sevişen bizlerdik, geceyi sabaha kavuşturan



işte böyle kirli bir gecenin sabahında gittin benden
geleceğimi unuttum, gelmeyeceğin çok belliydi
her gece saatler karanlığı gösterdiğinde, ben aynı, sen ayrı yerdeydin.
işte böyle yürek ıslatan yağmurların sabahında uyandım bugüne
geceyi gözü kara yaşamak, dünü unutmaktı,
bende yarına ama yanımda sen olmadan uyanarak başlamayı tercih ettim.



ve geçen günlerin gözleri ıslatmaya, güneşin bedenleri ısıtmaya başladığı günlerdeyiz,
yine ve yeniden bahar geliyor, bir zamanlar hoşçakal dediğimiz tozlanan mevsimlere.

ve ben her nisan'ı bahar'dan ayrı sevdim
kimine gözden uzak hoşçakal derken, kimine merhabayı gözünün içine direk bakarak söyledim

yine böyle bir bahar günü, gün gelir, günler uzar, ben ise hayallere dalarım
işte ben böyle bir bahar günü yarınlara dalar, yalanımı saklarım
ayrı bedenlerde aynı geceyi arar, aramayanları anarım

Bugün an'ı yaşar, yarın anısı'nı yazar,
ve hala bugüne değil yarına kanarsam yine aynısını yaşarım...