10 Nisan 2011 Pazar

bir adım kala

serin bir bahar günü, derin bir uykudan, inandığım bir yalandan uyandırdılar ve aynı yalandan teselli ettiler,
sabret kış'tır zaman, kuş olur, uçar bahara gider dediler ...
sen istesen de istemesen de ömründe, günler haftalara, aylara, yıllara ve tüm kışlar bahara döner üzerini karaladığın aynı takvimde
ve yapmanız gereken tek şey,
yeni yaşınızı kutlamadan önce göz yaşınızı kurutmanızdır derler


hayal etmek elde etmekten, yazmak yaşamaktan daha anlamlı oldu hayatımda
aklını dudağına sıyırıp düşleri ile teslim olan kadınları da sevdim,
üzerine çizik atıp takvimimde tarih olan bedenleri de.
yaş günümde nefesimi kesen aşklarımla değil, eski yaşlarımla ama tek nefeste üfledim her biri ömrümün üçyüzaltmışbeşgününü simgeleyen yıllarımı.

yolun ortasına, oyunun ilk perdesine bir adım kala yazıyorum bu satırları
ve aynı satırlarda artık aralardan çıktım, yaşıyorum.
çünkü biliyorum
hayat süsü verilmiş bir oyundur ölüm ve oyun sadece siz ölünce biter.

nüfus kagıdınıza attığınız her bir çiziktir sizi oyunun sonuna götüren
ve ne acıdır ki sizi oyuna sokanlar sizden önce terkederler bu oyunu, kalırsınız bir başına
ve tek kalmamak için bu oyunda,
şu anda nerede oynadığınız değil kimle oynadığınız önem kazanır bu sona her yaklaştığınızda


ve eskittiğiniz bu otuzdördüncü seneyi de olması gerektiği yere, geçmişin rafına kaldırır,
ve artık önünüzdeki yaşlara bakarsınız...