14 Kasım 2010 Pazar

gölge oyunu

şehr-i istanbul'a tepeden bakmak gibi birşey, kend-i bedenine bir perdenin ardından bakabilmek,
bakmaktan öteye geçip, görebilmek.
ay doğmadan oynanan gölge oyunu benimkisi, ellerin yönettiği, kederi kendinde, sureti gölgesinde gizli.
gün batmadan oynanan gölge oyunu benimkisi, güneşi perdenin arkasından vuran, gözyaşı karanlığında gizli.
yoruldum gölgelerde oynamaktan,
yoruldum gölgelerle oyalanmaktan
beklediğim bir güneş, doğumu kalbe yakın
beklediğim bir zaman seyyahı, varması güneşten de yakın

ümidi bahanelerle örülü beyaz bir perdenin ardından bakabilirsen eğer kendine,
hayali seni yarınlara taşıyan parlak bir ışın demetidir hediyesi bu özgür bedene.
oyunda sensin artık bu bedende, perdesi yırtık, düşleri özgür
oyuncuda sensin artık bu bedende, sureti güneşten parlak, gölgesi bile görünür

gölge oyunlarında gölge olmak yerine, ne mutlu ışığına kavuşan özgür bedenlere...