21 Haziran 2011 Salı

iki perdelik oyun

hikayesini bizim yazdığımız hayatlarda
hatırlamak an, unutmak zaman meselesiydi sadece

senle ben aynı kitabın farklı ellerde okunan karşılıklı sayfalarıydık
birimizin kaldığı yerden diğeri devam eder, birimiz olmadan diğeri anlamsız kalır
biz tamamlardık yarım kalan cümlelerimizi

senle ben bir tiyatro oyununda aynı sahnenin ayrı iki perdesiydik,
ayrılmamızla başlayan hüzün, kavuşmamızla biterdi

ve sen o sahnelerde geceleri ezberlediğim, gündüzleri unuttuğum, perdenin ardından gizlice bakan utangaç rolümdün

ve ben boyumdan büyük perdelerin arkasında dün gibi derin, gün gibi sensizdim.

ben daha gözlerine bakıp söyleyemeden sevdiğim repliğimi
sen ikinci perde bitmeden gitmiştin

nefes almak gibiydi gidişin ve ben her nefesinde ölmüştüm
her öldüğümde bir mevsim eksildi takvimimden
ve öğrendim ki eksik takvimlerde daha hızlı büyürmüş insan