hatırlamak an, unutmak zaman meselesiydi sadece
senle ben aynı kitabın farklı ellerde okunan karşılıklı sayfalarıydık
birimizin kaldığı yerden diğeri devam eder, birimiz olmadan diğeri anlamsız kalır
biz tamamlardık yarım kalan cümlelerimizi

ayrılmamızla başlayan hüzün, kavuşmamızla biterdi
ve sen o sahnelerde geceleri ezberlediğim, gündüzleri unuttuğum, perdenin ardından gizlice bakan utangaç rolümdün
ve ben boyumdan büyük perdelerin arkasında dün gibi derin, gün gibi sensizdim.
ben daha gözlerine bakıp söyleyemeden sevdiğim repliğimi
sen ikinci perde bitmeden gitmiştin
nefes almak gibiydi gidişin ve ben her nefesinde ölmüştüm
her öldüğümde bir mevsim eksildi takvimimden
ve öğrendim ki eksik takvimlerde daha hızlı büyürmüş insan