Ben geceyim, günahım yani, aynı bedende görülmeyen, duyulmayanım, gündüz büyümeyen, gece üşüyen bir çocuğum.
...
Gece ve gündüz'ün kardeşliği günah ile sevap'tan farklıdır, gece gündüzü kollar, kişiyi gündüze hazırlar, sisin arasındaki güneş ışınları günün ilk habercisidir, ağlar gece ayrılıklara, ayrılıklar gece başlar, gündüz kollamaz geceyi, sıyrılır aradan, gecenin yaptıklarından sorumlu tutmaz kendini, o değilmidir bir madolyonun diğer yüzü.. Evet gecedir, mevsimlerin sonbaharı, hüznün ve kederin yatağı.
...
Gece korkuyorsan düşünmekten, karanlığa düşmekten, düşünmeyeceksin,
Özgürce yaşayacaksın ki geceyi, gece sana sunacak gizlediği düşlerini.
Hatıraları kaybetmeden, umutları hayal etmeden, “carpe diem” diye bağırmalı gözlerin, ağzını bıçak açmaz iken.
...
Kurşun kaplı düşlerin tam altındayız, gecenin içinde ıslanıyoruz.
Kimi soru işareti ile dolanır anlattıklarında, kimi virgül ile devam eder yaşamlarına, kimi ünlem gibi durur sevdiklerinin yanında, kimimiz ise üç nokta bırakır isteyipte yazamadıklarında...
iki perdelik bir oyunda ben gecedeyim.
Sen bu gece, perdenin neresindesin?